Sinan'ca birkaç satır…

Birkaç kelime diyeceğim var….

DİNDARLIK VE ÖZGÜRLEŞME

Kasım20

Dindar kişi tanrı kelimesine, bir dua veya âyete kutsallık yüklüyor.Dindar kişi, inandığı ilâhi gücün veya tanrının her şeyin yaratıcısı ve sahibi olduğunu, hiçbir hakaretin de ona zarar veremediğini söyleyebilir. Öte yandan başka biri tanrısına hakaret edecek olursa, bu bir kavga nedeni olabilir. Bu toplumlar arasında oluyorsa savaş çıkabilir.Dindar kişiliğin çelişkisini görüyor musunuz?
Dindar bir insan için din ve tanrı denilen şey, çeşitli semboller ve görüntülerden oluşan ilginç ve karmaşık bir hayaldir. Yâni düşüncedir. Dindar kişi bunun farkında değil. Ve hayallerin nasıl başlangıçları varsa, sonları da var. Bunlar pekâla dindar kişi tarafından değiştirilebilir ve hatta darmadağın edilebilirler. Kişi bu hayallerle psikolojik bir bağ kurmuştur. Geleceğini, umutlarını, mutluluğunu bu hayallere bağlamıştır. Bu bağlar onun için yaşamsal olmuştur. Bu bağlar, belki kişinin en önemli sığınağıdır. Başa çıkamadığı sıkıntı, korku, acı, bunalım ve çıkmazlar yaşadığında, tatsız yaşantısına bir anlam veremediğinde, bu sığınakları kullanır.
Sığınaklar, dindar kişiliğin önemli bir parçasıdır. Onlara bir saldırı olduğunda kişi, bu saldırıyı kendine yapılmış olarak görür. Onun penceresinden bakıldığında bu algılayış doğaldır ve doğrudur. Bu yüzden saldırı yapana saldırması da başka bir doğal sonuçtur.
Unutulmamalı: Burada dindar kişiliğin davranışını doğru göstermeye çalışmıyoruz. Onu ve kişiliğinin işleyişini anlamaya çalışıyoruz. Onu anlamak, onu onaylamak değildir. Neden hata yaptığını açıkça görmek demektir. Ancak bu şekilde problemin çözümünü görebiliriz. Din adı altında zihninde oluşan sembol ve görüntüler, özgüveni zayıf kişi için sığınak haline gelmiş. Her an yıkılmaya ve yok olmaya açık bir sığınak. Bu sığınak yıkıldığında kişi, koca bir boşlukla karşı karşıya kalır. Boşluktan kaçarsa bunalıma girebilir. Hatta delirebilir. Dindar olan ve olmayan kaç kişi boşluk denilen o dipsiz kuyu ile yüzleşebiliyor? Gâliba çok çok az insan.
Bir kişinin sığınağı din olabilir, bir ideoloji olabilir, para olabilir, mal olabilir, meslek olabilir, ailesi olabilir, ülkesi olabilir, çocukları olabilir, sevgilisi olabilir, cinsellik olabilir, uyuşturucu olabilir. Ve listeyi uzatabiliriz. Hepsi saldırıya ve yıkılmaya açık. Hepsi sonlu; sınırlı; kesintili ve ölümlü.Ve bütün kabullendiğimiz sığınaklar, kişiliğimizin birer parçası haline geliyor.Peki sığınaklarımızdan nasıl kurtulabiliriz?”Sığınmaktan vazgeçip, kendimizi ayırmadan, ilgimizi onlardan ve tüm varoluştan tamamen çekerek”, bunu yapabiliriz. Bunu yaptığımızda gene boşlukla karşılaşmıyor muyuz? Öyle ki bu boşluk yüzyılların, bin yılların ürünü. Onunla yüzleşmek zorundayız.
Boşlukla yüzleşmenin gecikmesi, onun daha da büyümesine yol açar.Yüzleşme ne kadar gerçekleşirse özgüvenimiz de o oranda artar. Özgüvenle birlikte tümüyle farklı, sâde ve güzel, yeni bir ben ortaya çıkacaktır. Bu tümüyle gerçek, kesinlikle yıkılmayan bir sığınaktır. Her an bizimle beraber. Ve bu sığınakta herkes birlikte olmanın ve bir olmanın benzersiz tadına varacak, benzersiz güzelliğini yaşayacak.

Sığınaksızlık, birliğin ta kendisidir.

“DİNDARLIK VE ÖZGÜRLEŞME”

2 Yorum
  1. 8 Şubat 2012 saat 23:15 sinan orhan diyor ki:

    öylesine ismimi yazınca sizin sitenize ulaştım ve öncelikle şunu söylemek istiyorum ki siteniz tasarım olarak çok güzel olmuş çok hoş ve sade insanın içi açılıyo ( Biraz web tasarımı ile uğraştığım için azıcık bilgim va). bende kendi sitemi kurmaya çalışıyorum ve hedefim sizinki gibi bir site kurarak fikirlerimi insanlarla paylaşmak size başarılar diliyorum.
    Yazdığınız yazı ile ilgili olarak şunu söyleyebilirim sanki içi tam doldurulamamış yani konunun içeriğine tam hakim bir görüş yok burada inan insanları anlatırken onların ruh haline biraz yabancı kalmışsınız gibi, söylemleriniz biraz avrupai olmuş nasıl mı ? Kutsala hakarete karşılık verme, karşılık verilen inan kişiy başka bir inanan kişinin yardımcı olarak KAVGA etmesi. KAVGA gerçekte inanan insanda olmaması gereken bir şeydir ancak maalesef avrupa KAVGA yı sadece müslümanlara özgü bir yaşam biçimi olarak lanse etti bütün dünyaya hatta öyleki bizler bile buna inanır olduk. oysa inanan insan kavga etmez , birisi kendisine kötülük ettiği zaman yada kutsalına hakaret ettiği zaman o onun nereden geldiğini bilir. örn. peygamberimize birçok hakaretler edilmişti, kutsalına dokunulmuştu ancak her seferinde o affedici olmuştu. inanan insanları kıyaslarken günümüzde 11 ay gayri müslüm gibi yaşayıp 1 ay müslüman olan onu da beceremeyen insanları örnek alma bence ama yinede yazdıklarınız güzel tebrikler

  2. 8 Şubat 2012 saat 23:19 sinan orhan diyor ki:

    ayrıca bahsettiğiniz o sığınak olmasa insanlar yaşayamaz hayat onlara boş gelir. bunun en güzel örneğini şu günlerde avrupada yaşıyoruz insanlar ard arda intihar ediyor sebebi ….fakirlik yada hastalık değil ..insanlar kainatta yaratılmış en muhteşem varlıklardır ancak bir o kadar da hassastır . İnsanoğluna üç dert üst üsde geldiğinde anında psikolojisi bozulur v dengesi yiter. oysa inanç sığınağı onun en güvenilir limanıdır bu gibi durumlarda hemen oraya sığınır isterse kamyon dolusu gelsin o sığınmıştır. Buna çooook şahit olduğum için biliyorum . mesleğim icabı yıllarca gördüm bu insanları.

E-posta gizli kalacak.

Website örneği

Yorumunuz: