Sinan'ca birkaç satır…

Birkaç kelime diyeceğim var….

Gerektiğinde “hayır!” diyebiliyor musunuz?

Ekim20

Büyük ihtimalle yanıtınız “hayır!” Bu durum hayatınıza bile  mal olabilir ama yine de üzülmeyin, yalnız değilsiniz… Oscar Wilde “Sadık  Arkadaş” adlı hikâyesinde zengin bir değirmencinin en yakın arkadaşı talihsiz  bahçıvan Hans’ı anlatır. Zavallı bahçıvan, değirmencinin kölesiydi aslında.  Değirmenci “rica” ile durmadan bir şeyler talep eder, “hayır” cevabını da kabul  etmez. Eh, sonuçta Hans da “hayır” diyebilen biri değildir. Her şeyini  değirmenciye verir, tüm hizmetlerini de görmektedir. Değirmencinin karısı ve  çocuklarının da isteyecek bir şeyleri hep olur. Ama  fırtınalı bir havada gene değirmenci için koştururken Hans’ın başına bir sürü  kaza gelir. Ve ölür. Kıssadan hisse: “Hayır” diyememek öldürmese de süründürür.  Doktorunuza, sevgilinize, eşinize, patronunuza ve başkalarına “hayır” demekte  zorlanıyor musunuz? Yalnız değilsiniz. Bu bir sorun; hem de en yaygınlarından  biri. Neyse ki uzmanlar gerektiğinde kimlere, neden, ne zaman ve nasıl “hayır” demeniz gerektiği konusunda çalışıyor.

Amaç, istenmeyen bir şeyi kendinize zarar vermeden reddedebilmek; ne kelime,  bu sayede daha sağlıklı bir psikoloji ve daha başarılı bir hayatın yolunu açmak.  Zira “Hayır” sözcüğü hayatımızı kendimizin şekillendiğini, var olduğumuzu  hissettirebilir. Newsweek Dergisi’nin “Bir Tek Kelime Hayatınızı Kurtarabilir” başlıklı dosyası ve İngiliz Psychologies dergisinin “Nasıl Hayır Derim?” başlıklı araştırmasının kısa süre önce aynı günlerde yayımlanması bir işaretse,  bu küresel bir mesele. İstemediğimiz şeyleri yapmak için “evet” derken baskı altında hissederiz. İngiliz psikoterapist Emma Baskerville’e göre bunun başlıca  nedeni, yetişme şeklimiz. Kalbimiz “hayır” derken ağızdan “evet” çıktığında,  hakkı yenmiş, anlaşılmamış ve şaşkın hissederiz. “Sadece istemediğiniz bir şey  kabul ettiğinizden değil, diğer insanların böylece sizden faydalandıklarını görememeleri ve halinizi anlayamamaları da can sıkıcı” diyor Baskerville.

İKİ NEDENİ VAR

Psikiyatr Dr. Alp Karaosmanoğlu “hayır” diyememenin ilk nedeni olarak, karşı tarafın vereceği karşılıktan korkuyu gösteriyor. İkinci nedense “bencil  olma fobisi” diyebileceğimiz bir düşünce eğilimiyle alakalı. Bu sorunun  seyri, insanın nelere karşı hassasiyetleri olduğuna göre de değişiyor. Örneğin,  boyun eğmeye meyilli biri patronuna hayır diyemezken eşine ve çocuklarına aşırı buyurgan olabilir. Aşırı fedakâr biri, patronuna karşı belki kendini iyi  koruyabilirken aciz olduğunu düşündüklerine hayır diyemeyebilir. Emretmek yerine  ona ihtiyaç olduğunu söylerseniz canını verebilir. Hayır diyememek bazen  hayatınıza bile mal olabilir. Sağlık, bu tehlikeli sahalardan biri. Newsweek’in  araştırması sorunu örnekleriyle irdeliyor. Yaptırdığımız tahliller,  kullandığımız ilaçlar aslında hiç de gerekli olmayabilir. Her yıl ABD’de 20  milyondan fazla erkeğin yakalandığı prostat kanseri için, Prostat riskini ölçen  PSA testlerinden kronik sırt ağrısı ameliyatlarına, basit bir sinüs enfeksiyonda  kullanılan antibiyotiklere kadar, bu tür uygulamalar ya zararlı ya da sadece  plasebo etkisi yapıyorlar. Doktorların ikilemi şu: Belli hastalara faydalı bazı tedaviler herkese önerildiğinde işe yaramayabiliyor. En rahatsız edici  örneklerse genellikle kardiyoloji ile alakalı. ABD’de yapılan yeni bir  araştırmaya göre cerrahi metotlar, hastanın tedavi sonrası hayat kalitesi veya  hayatta kalma şansı bakımından ilaç, egzersiz ve diyetten daha tedavi edici  değil.

hayır diyebilmek

Ama epey pahalılar: ABD’de stent takma işlemleri yılda 1.6  milyar dolara mal oluyor. Amerikan J. Hopkins Tıp Enstitüsü’nden kalp uzmanı John McEvoy, son araştırmasında CTA (tomogrofi anjiyografisi) yaptırmış 1000  düşük riskli hastayı inceledi. Sonraki 18 ayda, CTA yaptıranlar ile yaptırmamış 1000 hasta arasında kalp krizi veya ölüm vakası bakımından fark olmadığı görüldü. Karaosmanoğlu’na göre, kendisi için iyi olmayan bir şeye “hayır” diyebilmek, kişinin kendi sınırlarını koruyabildiğini, kendisinin ve  karşısındakinin ihtiyaçlarını aynı anda gözetebildiğini ve sağlıklı mesafeler  koyabildiğini gösteriyor. Bu durumda, mutluluk için temel ihtiyaçlardan olan,  kendini ifade etmek, kendisi olabilmek gibi koşulların oluşması kolaylaşıyor. O  halde, en azından bu mesele için ‘hayır’da hayır var!

Hayır demenin yolları
Psikoterapist Emma  Baskerville

*“Hayır” derken kendinizi suçlu hissetmemelisiniz, çünkü dürüstlük gerçekten  en iyi seçenektir.

*Önemli olan doğru bir şekilde “hayır” demek. Mesela açıklama yapmaktansa  soru sormalısınız. Bu karşılıklı diyaloğu artırır. Böylece hakikaten  anlaşılırsınız.

*Sadece “hayır” demek yerine hem anlaşılmanızı sağlayacak hem de çatışma  çıkarmayacak bir yöntem bulun. Meşgulseniz ve arkadaşınız ona eşlik etmenizi  istiyorsa, “Bu gece dışarı çıkmayı çok isterdim ama …… ‘ndan dolayı …… tarihine  kadar kafamı kaşıyacak vaktim yok. Bunu başka bir zaman yapsak nasıl olur” diye  sorun. Ya da patronunuz üzerinize çok fazla iş yüklüyorsa açık sözlü olun: “Sizin için bu işi tamamlayabilirim, ama önümüzdeki haftadan önce teslim edemem.  Sizin için en iyisi X,Y veya Z’ye sormak olur. Onlar daha hızlı bir şekilde bu  işi halledebilir…” Ya da şunu deneyin: “Hayır demek genellikle benim için zordur  ama dürüst olmam gerekirse A işini yapamayacağım çünkü… (Gerçek sebeplerinizi  anlatın).”

*Yapmak istemediğiniz bir iş size teklif edildiğinde, “evet” derseniz  sonrasında ne hissedeceğinizi aslında biliyorsunuz.

“Hayır” demek isteyeceğinizi de biliyorsunuz. Buna kendi kendinize çalışın.  Bu his için aklınıza bir görüntüyü uyarı lambası gibi yerleştirin. Bu görüntü,  geçmişte yaptıklarınızı tekrar etmek üzere olduğunuzda sizi uyaracak ve “evet” cevabını “hayır” yapmanız için bir anlık düşünme süresi sağlayacak.

*Hayır diyebilmeyi öğrenen biri, kendini anlayabilmek için daha fazla zamana  sahip olur. Bu nedenle ayıp olmasın mantığı ile düşünmez ve hayatına kendi yön  verir.

“Hayır” diyemediklerimiz

*Kendi isteklerinin aşırı farkında olan, bencil ve baskın eşler

*Yaşamak için size ihtiyacı olduğunu düşünen aciz aile bireyleri,  arkadaşlar veya eşler

*Astlarını, ihtiyaçları olamayan köleler gibi görmeye eğilimli  yöneticiler

* Başkalarının ihtiyaçları hakkında duyarsız olan narsisistler

*Merhamet duygusundan yoksun, sizi sömürmeye hakkı olduğunu zanneden  psikopatlar.

Yazan : Füsun SAKA/ Alihan MESTCİ – GAZETE  HABERTÜRK

 

E-posta gizli kalacak.

Website örneği

Yorumunuz: