Sinan'ca birkaç satır…

Birkaç kelime diyeceğim var….

Güne başlarken…

Aralık24

Sabah yatağınızda gözlerinizi açtığınız o ilk an, hani tavanı ya da duvarı gördüğünüz o ilk an ne düşünüyorsunuz? Sadece kızıyor musunuz yoksa uyanmak zorunda kaldığınız için, bir gün hiç uyanamayabileceğinizi düşünmeden? Söylesenize yeni bir gün ne kadar heyecanlandırıyor sizi? Aşkla bağlı mısınız hayata? Sabah kalktığınızda gülümseyebiliyor musunuz hiç?

Yaşamın sonluluğuna karşı bir sabah daha uyanmış olmak hoşunuza gitmiyor mu? Varsın hava soğuk olsun, uyanınca bir ürperti kaplasın vücudunuzu. Varsın sadece bir kaç saat uyumuş olun, gözleriniz kançanağı olmuş, şişmiş, belki başınız ağrıyor olsun. Varsın o gün yapacak bir dolu işiniz olsun, hiç enerjiniz yokken…

Belki kahvaltınızı hazırlayacak, hatta bırakın hazırlamayı eşlik edecek kimseniz de yoktur. Yiyecek bir zeytini zor buluyorsunuzdur belki. Belki de hiç bir maddi sıkıntınız yoktur ama sadece uyanmaktan nefret ediyorsunuzdur. Nedeniniz ne olursa olsun, o sıcacık yatağı terkedip buz gibi bir güne başlamak çoğu zaman zor gelir hepimize.

En kötü olasılıkları düşünün. Sevgiliniz sizi terketmiş olsun, girdiğiniz sınav kötü geçmiş olsun, patronunuzla aranız açılmış olsun. “Zor bir gün ne kadar sevinç verebilir ki” demeyin. Uyandınız ya! Bu yetmez mi? Uyanacak bir hayatınız var ve bu herşeye değer!

Hayat kısa. Aşkla bağlanabileceğiniz, uyandığınızda gülümseyebileceğiniz tek bir hayatınız var ve onun da ne zaman biteceğini kimse bilmiyor. Ama nasıl yaşayacağınızı sadece siz biliyorsunuz. Gülümseyin, kendinize ve hayata, hem de uyandığınız her sabah!…

Alıntıdır.

E-posta gizli kalacak.

Website örneği

Yorumunuz: