Sinan'ca birkaç satır…

Birkaç kelime diyeceğim var….

İSTEMEK, HAZ, MUTLULUK

Kasım20
 Dilediğiniz her şeyin olmasını ister misiniz?Evet mi?Peki dilediğiniz her şeyin olmasını neden istersiniz? Yaşamınızın daha zevkli, daha renkli olacağını ve sizi mutlu edeceğini mi düşünüyorsunuz?Çok istediğiniz bir şeye sahip olduğunuzda veya çok istediğiniz bir iş olduğunda, bu sizi sevindirir ve size mutluluk verir mi? Veriyorsa bu sevinç ve mutluluk ne kadar sürüyor? Birkaç yıl, birkaç ay, birkaç gün? Yoksa birkaç saniye mi?
Süresi ne olursa olsun sevinç ve mutluluğunuz sonsuz değil. Mutlaka sona eriyor. Bazen de istediğiniz şey olduğunda bu sizi hiç mutlu etmez. Hatta kimisi size acı verir.

Kendimizi beden olarak kabul ettik. Gerçek bu değil.Biz doyumun, güzelliğin, renkliliğin, mutluluğun kendisiyiz. Kendimizi beden olarak kabul etmemiz, bu gerçeği hem görmemize hem de yaşamamıza engel oldu. Ve Ben, mutluluğu ve güzelliği bedenin sınırları içinde aramaya başladı. Bedenle özdeşleşme nedeniyle Ben’in tam ve kesintisiz olan asıl mutlulukla bağlantısı, otomatik olarak kesildi. Böylece beden, gerçek doyumu da yaşayamaz oldu. Çünkü gerçek doyum, gerçek mutluluk varsa vardır. Ben, doyumsuzluğunu bedensel haz peşinde koşarak gidermeye çalıştı. Halbuki haz, hem geçici, hem de yüzeysel bir doyum yaratır. Ve haz, hiçbir biçimde mutluluk değildir. Ben’in bedene bağlı sonu gelmez arayışları, onu hiçbir zaman mutlu edemedi. Halbuki aradığı zâten kendisi idi. Şunun anlaşılması kesinlikle yaşamsaldır: “Biz, mutluluk ve güzelliğe sâhip değiliz. Biz, mutluluk ve güzelliğin kendisiyiz”.Sahip olunabilecek her şey zamana bağlıdır ve kaybedilmeye mahkumdur. Bu, varoluşun doğasıdır.Siz, ölümlü veya kaybedilebilen bir şey değilsiniz. Siz, ölümsüzlüksünüz. Ve siz, kaybedilebilen her şeyin de tek yaratıcısısınız.

E-posta gizli kalacak.

Website örneği

Yorumunuz: