Sinan'ca birkaç satır…

Birkaç kelime diyeceğim var….

Sır paylaşımı

Aralık29

Siz nasıl birisiniz?
“Hangi konuda?” dediğinizi duyar gibiyim. Haklısınız. Birçok konuda değişken davranış gösterebilirsiniz. Ben de öyle.
Bahsetmek istediğim konu şu; Bir derdimiz olduğunda hepimiz farklı davranırız. Bir grup insan içine kapanır. Kimselere derdini açmaz. O dönem arkadaşları ile birlikte olmak istemez. İçine kapanır ve herkesten kaçar. Ödü kopar ona bir şey soracaklar da derdini anlayacaklar diye. Hatta çevremde öyle insanlar var ki hasta olduğundan kendisini ziyarete gelmesini bile istemezler. Hatta geçen sene bir arkadaşımın kız kardeşi hastalandı. Öyle sıradan bir hastalık değildi. Durumu gayet ciddi idi. Arkadaşıma kız kardeşini ziyaret etmek istediğimi söyledim. Çok şaşırdığım bir cevap verdi; “Aman Tülay sakın gelme. Kimseyle görüşmek istemiyor. Acizliğini kimsenin görmesini istemiyor.” Tamam dedim ve gitmedim. Bence hastalık acizlik değildir. Hepimiz hastalanabiliriz. Bu onun tercihi olduğu için saygı duydum ve gitmedim.

Bu konuda çevremi çok inceledim ve kitaplar okuduğum için bazı insanlar zor durumlarında içlerine kapanıyorlar. Oysaki ben zor durumda ya da hasta olduğum zaman dostlarım ile sorunlarımı paylaşmayı çok severim. Bazen bu konuları konuştuğumuz zaman ben hemen durumu aydınlatmak için şöyle derim; “Aman ben hastalandığım zaman kendi kendime yatmak istemem, beni yalnız bırakmayın.” Önüme gelen herkesle sorunlarımı paylaşacak değilim ama önemli dostlarım var. Onlarla sorunlarımı paylaşmayı severim.

Hangisi daha doğru diye soracak olursanız bilimsel olarak bir açıklamada bulunamam. Bu psikolojinin alanına girer. Onun için bu konuda ahkam kesmek istemem. Ama bir kişisel gelişim uzmanı olarak cevap vermem gerekirse; Paylaşmaktan yanayım. Çünkü derdini söylemeyen derman bulamaz diye bir atasözü vardır bilirsiniz. Bir de şöyle denir; ÜZÜNTÜLER PAYLAŞTIKÇA AZALIR, SEVGİLER PAYLAŞTIKÇA ÇOĞALIR.

Dışa açık olmanın daha iyi olduğunu savunuyorum. Bu konuda yazar Orhan Pamuk bir röportajında (Kitabın adı UMUT PEŞİNDE, yazar ORAL ÇALIŞLAR, sayfa 61) şöyle demiş;

“Kitaplarımda, yarı karanlık bölgelere ve kırılganlık anlarına, tıpkı nakkaşlar gibi önem verdiğim gibi, kimi zaman üzüldüğümün, dertlendiğimin fark edilmesini isterim. Bunlar önemlidir. Tanpınar’ın yaptığı bir ayrım vardır. İki türlü kahraman vardır der, içe dönük ve kederli olanlar, dışa dönük ve her zaman muzaffer olanlar. İçe dönük ve kederli olanlar hep ötekileri kıskanır.”

Ben de aynı düşüncedeyim; Dışa dönük olan her zaman muzaffer olur. Her şeyden önce dertlerini içine atmadığı için fiziksel olarak daha sağlıklı olur. Paylaştığı için alternatifleri görebilir ve sorunlarına kısa yoldan çare bulur. Bir de Orhan Pamuk’un dediği gibi dertlerimi başkaları fark etsin ben anlatmayayım diyor. Bakar mısınız nasıl değişik fikirler çıktı ortaya. Bir de şu anda sizin aklınızdan geçenler var ki onları bilmek isterdim.

Dertleri koyun ortaya dostlarınız bir ucundan tutsun ki hafiflesin. Belki başkalarının fikirleri daha iyidir nerden biliyorsunuz. Bakın Bernard Shaw ne demiş; AKILLI İNSAN AKLINI KULLANIR, DAHA AKILLI İNSAN BAŞKALARININ AKLINI DA KULLANIR.

Sevgiler
Tülay Bilin
tulayb18@gmail.com

Tülay Bilin kimdir?
Tülay Bilin çok uzun yıllar Hürriyet Gazetesinde çalıştıktan sonra, Nisan 2006‘ya kadar Dünya Gazetesinde İnsan Kaynakları Müdürü olarak çalıştı. Uzun yıllardır kişisel gelişim konusunda aldığı eğitimleri 10 yıldır profesyonel olarak çevresiyle paylaşmaktadır. Şirketlere verdiği eğitimler devam etmektedir. Ayrıca kişisel olarak sorunlarını çözmekte zorlananlar için de yüz yüze görüşmeler yapmaktadır. 2 yıl haftada bir gün radyo programı yapmıştır.

E-posta gizli kalacak.

Website örneği

Yorumunuz: